|
MALATYA
KAYISISI
Kayısının Tarihçesi;
Tarihi kaynaklara göre Türkistan, Orta Asya ve Batı Çin’i içerisine alan çok
geniş bir bölgenin kayısının ana vatanı olduğu sanılmaktadır. Günümüzden
5000 yıl gibi çok uzun bir zaman önce kayısı bu bölgede bilinmekte ve tarımı
yapılmaktaydı. Büyük İskender’in seferleri sırasında kayısı M.Ö. IV’yy’da
Anadolu’ya getirilmiş yetişmesi için uygun iklim ve toprakları Anadolu’da
bulunduğundan Anadolu kayısının ikinci vatanı olmuştur. M.Ö. I. Yy’da Roma
ve Pers savaşları sırasında Ermeni tüccarlar tarafından önce İtalya’ya sonra
da Yunanistan’a götürülmüştür. İtalya ve Yunanistan’dan diğer Avrupa
ülkelerine geçişi uzun yıllar almış 13. Yy’da İspanya ve İngiltere, 17.
Yy’da da Fransa ve Amerika’ya da götürülmüştür.
Kayısı,
coğrafik olarak dünyanın hemen hemen her yerine dağılmış olsa da daha çok
Akdeniz’e yakın olan ülkelerde Avrupa, Orta Asya, Amerika ve Afrika
kıtalarına yayılmış ve burada yetişme alanları bulmuştur. Dünya yaş kayısı
üretiminde Türkiye birinci sıradadır. Türkiye’yi İspanya, İtalya, birleşik
devletler topluluğu, İran Fransa, Yunanistan ve ABD izlemektedir. Bu birinci
grup ülkelerin yaş kayısı üretimleri 100 bin tonun üzerindedir. Birinci
gruba Fas, Pakistan, Suriye, Çin, Güney Afrika, Macaristan, eski Yugoslavya,
Romanya, Avustralya, takip etmektedir.
Dünya
yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 10-15’inin yapıldığı Türkiye’de 6 kayısı
bölgesi bulunmaktadır. Bu bölgeler;
Malatya, Elazığ, Erzincan bölgesi
Kars,
Iğdır bölgesi
Akdeniz (Mersin, Mut, Antakya) bölgesi
Marmara Bölgesi
Ege
Bölgesi
İç
Anadolu Bölgesi
Bu
bölgeler içerisinde Malatya, Elazığ, Erzincan bölgesi dışındaki bölgelerin
üretimleri sofralık tüketime yöneliktir. Birinci bölgedeki kayısıların
çoğunluğu kurutulmakta ve bu bölge dünya kuru kayısı üretiminin yaklaşık %
85-90’ını karşılamaktadır.
KAYISI BAHÇESİ TESİSİ
Giriş
Kayısı, derin, iyi geçirgen, iyi havalanan, sıcak ve besin maddelerince
zengin, kumlu, tınlı, humuslu toprakları seven bir meyvedir. Ağaçlar
kuvvetli, büyük, yayvan taç teşkil eder. 8-10 metreye kadar boylanabilir.
Kışı soğuk, yazı sıcak iklimlerin meyvesidir. Yaz aylarında nem oranının
düşük olması meyvelerin kalitesi için önemlidir. Kayısılar taze, kurutulmuş
veya meyve suyu olarak bütün yıl boyunca tüketilebilen meyvelerdendir.
Kayısı yetiştiriciliği uzun vadeli ve pahalı bir yatırımdır. Bu sebeple
bahçe kurarken çok iyi planlama yapılmalıdır. Yapılacak hata, toprak, para
ve emek israfıdır. Bu nedenle, bahçeler kurulmadan önce Tarım Kuruluşlarıyla
sıkı işbirliği yapılarak, çalışmalara başlanılmalıdır.
Bahçe
Yerinin Seçimi
-İlkbaharın geç donlarından etkilendiği için ova ve çukur yerlerden ziyade
yamaç ve sırtlar tercih edilmelidir .
-Güney, güneydoğu ve güneybatı yönlerine dikilmelidir.
-Irmak
kenarlarından, soğuk havaların toplandığı veya sis çöken çukur yerlerden
kaçınılmalıdır.
-Kayısı, ağır ve çok nemli killi topraklar hariç olmak üzere derin,
geçirgen, iyi havalanan, sıcak ve besin maddelerince zengin, ince dokulu,
tınlı veya tınlı-kireçli, humuslu topraklarda en iyi şekilde yetişir.
Dikime Hazırlık
Kayısı
bahçesi tesis edilecek arazi ilkbaharda krizma edilerek veya derince birkaç
kez alt üst etmek suretiyle işlenir, toprak sonbahara kadar dinlenmeye
bırakılır. İmkanlar elverirse arazi tesviye edilmelidir. Yamaç araziler,
arazinin meyil durumuna göre teraslama yapıldıktan sonra bahçe tesisi
yapılmalıdır. Ağır topraklarda dönüme 2-3 ton kadar çiftlik gübresi serpilip
sürümle toprağa karıştırılmalıdır.
Dikim Şekilleri
Bahçe tesis edilecek yerin şekli, arazinin meyili, ara ziraatı yapılıp
yapılmayacağı gibi durumlar göz önüne alınarak dikim şekillerinden biri
tatbik edilir. Ayrıca, toprağın verimlilik derecesi, sulam a
imkanları ve dikilecek kayısı çeşidine göre aralık verilir.
Kare Şeklinde Dikim
En çok
kullanılan dikim şeklidir. Bu usulde dikilen ağaçların sıralar arası ve sıra
üzeri mesafeler birbirine eşittir. Bu mesafeler 10x10 veya 12x12 metre
olarak uygulanmalıdır. Uygulamada ilk sıra, tarla kenarından itibaren bir
aralık boyunun yarısı kadar içeriden işaretlenir. Bir aralık boyu 10 m.
bırakılacaksa tarla kenarından 5 m. içeriden ilk işaretleme yeri tespit
edilir.
Dikdörtgen Şeklinde Dikim
Bu
şekilde dikim ara ziraatı yapılmak istenildiğinde tercih edilir. Dikdörtgen
şeklinde tesis edilen bahçelerde sıralar arasındaki mesafeler, sıra üzeri
mesafelerden daha fazladır. Bu mesafeler toprağın yapısına göre değişmekle
beraber ortalama sıra arası 12 m. sıra üzeri 10 m. olarak tesis edilir.
Üçgen
Şeklinde Dikim
Üçgen
şeklindeki dikim, meyilli ve yamaç araziler için uygundur. Bu usulde bahçe
tesis etmek için fidanlar eşkenar üçgenin köşelerine dikilir. Köşeler
arasındaki mesafe 8 veya 10 m. olmalıdır.
Fidan Seçimi
-Tercih edilen çeşit ismine doğru olmalıdır.
-Sertifik alı
fidanlar dikilmelidir. Bu, ağacın hastalıksız olması için gereklidir.
-Fidanlar bir yaşında olmalıdır.
-Gövde
pişkin ve düzgün, gözler iyi teşekkül etmiş olmalıdır.
-Aşı
yeri kapanmış, kökleri bol saçak köklü olmalı ve bu saçak kökler dağılmış
bulunmalıdır.
-Gövde
ve kökler yaralı, bereli olmamalıdır.
-Hastalık ve zararlılardan arındırılmış olmalıdır.
Dikim Zamanı
-Kış
soğuklarının fazla olmadığı yerlerde sonbahar dikimi yapılmalıdır. Çünkü;
a)Toprak ve iklim dikime daha uygundur.
b)Kış
yağışlarından istifade edip, tutma oranı yüksektir.
c)Erken gelişme sağlanır.
-Mevsim uygun değil, soğuklar fazla ise ilkbahar dikimi yapılmalıdır.
Fidanın Dikilmesi
-Fidan
dikilecek çukurlar, sonbaharda yağışlardan önce açılmalı ve havalanması
sağlanmalıdır.
-Çukurlar 60 cm. genişliğinde ve 60 cm. derinliğinde olmalıdır.
-Çukurlar açılmadan önce toprak işlenir. Toprak hazırlığı bittikten sonra
dikim şekline göre işaretlenir ve işaret yerlerine çakılan kazıkların
yerlerinde kalmasına dikkat edilir.
-Dikilecek fidanların çukurları açılırken üstten çıkan toprak bir tarafa,
alttan çıkan başka bir tarafa yığılarak birbirine karışmaması sağlanır.
-Dikim
yapılmadan önce fidanlara mutlaka dikim budaması yapılmalıdır.
-Dikim
budaması, kök ve sürgün budaması şeklinde uygulanır.
-Kök
budamasında köklerdeki yara yerleri beyaz ve sağlam dokular meydana
çıkıncaya kadar kesilir. Çürük, kırık, bereli yerler ayıklanır. Bir biri
üzerine binmiş kökler temizlenir.
-Sürgün budamasında gövde üzerindeki yan dalların tümü dipten kesilir.
Fidanın durumuna göre de 80-120 cm. den çoban sopası gibi meyilli olarak
kesilir.
-Dikim
için ilk olarak fidanın dikileceği yerin 15 cm. kadar uzağına ve çukurun
işlenmemiş olan toprak kısmına sonradan fidana destek olacak bir herek
dikilir.
-Dikim
esnasında dikim tahtası kullanılmalıdır.
-Herek dikildikten sonra çukurun dibine (çukurun üst yüzünden alınmış
toprağa 1/3 oranında yanmış çiftlik gübresi karıştırılarak hazırlanan)
harçla bir tümsek yapılır. Fidan bu tümsek üzerine yerleştirilir. Üzerine
çukurun üst kısmına ait olan gübreli toprak konur. Toprak iyice kökler
arasına sıkıştırılır. Çukurun dibinden çıkan diğer toprakla da çukur tama mıyla
doldurulur ve bu esnada ayakla hafifçe bastırılır. Dikim tahtası kaldırılıp,
fidanın etrafında bir sulama çanağı teşkil edilir. Dikimden hemen sonra
bolca can suyu verilir. Çanağın üzerine taze gübre serilerek toprakla
kapatılır ve bu suretle kuruması önlenmiş olur.
Dikimde dikkat edilecek en önemli husus;
Aşı
yerinin toprak hizasından 2-3 parmak yukarıda bulunacak şekilde dikim
yapılmasıdır.
KAYISI
BAHÇESİ BAKIMI
Meyvecilikte devamlı ve kaliteli mahsul alınabilmesi için bahçe bakımlarının
tekniğine uygun olarak yapılması gerekir. Kayısı ağacı, yaz aylarında
gelecek yılın tomurcuklarını teşekkül ettirmeye başlar. Normal bakım
işlerinin yapılmaması, bir sonraki yılın ürününüolumsuz etkilemektedir. Bu
nedenle şartlar ne olursa olsun ağacın sağlığı, bahçenin ömrünün uzun,
ürünün bol,kaliteli ve sürekli olması için tüm bakım işlemleri tekniğine
uygun olarak tam ve zamanında yapılmalıdır.
Toprak İşleme
-Sonbaharda yaprak dökümünden sonra bahçe yüzeysel olarak kültüvatör veya
küçük bahçe pulluğu ile sürülür.Sürüm imkanı yoksa bel ile işlenir.
-İlkbaharda meyveler fındık büyüklüğüne geldiğinde ve yabancı otların
çoğunluğunun çıktığı,yağışların bol olduğu dönemde (Mayıs) sıra araları yine
aynı şekilde sürülür ve sulama çanakları ile karıklar hazırlanır.
-Toprak işleme zamanı çok önemli olup,erken toprak işlenmesi yani tam
çiçeklenme dönemi sürüm yapılması çiçek ve meyve dökülmesine neden olur.
-Toprak işlenirken ağacın gövdesine ve köklerine zarar verilmemesi için
sürüm yüzeysel yapılmalıdır.
-İlkbaharda toprak işlemesi mutlaka, muhtemel don tarihlerinden sonra
yapılmalıdır. Çünkü toprak işlemesi yapılmış bahçelerde don zararı,
işlenmemiş bahçelerdeki zararaoranla daha fazla olmaktadır.
Budama
-Çoban
sopası haline getirilerek (Tepesi 110-120 cm. yükseklikten vurulmuş olarak)
dikilen fidanlar,Haziran-Temmuz aylarında 4-5 sürgün bırakılıp diğer
sürgünler dipten kesilir.
-İlk
dal toprak seviyesinden 50-60 cm. yükseklikte bırakılmalı,bırakılan dallar
ayrı yönlerde,geniş açılı ve birbirinden 15-20 cm. mesafede bulunmalıdır.
-Hasat,mücadele ve bakım işlerinin kolay olması için ağaç mümkün olduğu
kadar alçaktan taçlandırılmalıdır.Yüksek taçlı kayısı ağaçları güneş
yanıklığına maruz kalmaktadır.
-Sis
ve saoğuk havanın toplandığı taban arazilerde,dereve çay kenarlarında tesis
edilecek bahçeler yüksek (70-80 cm) taçlandırılmalıdır.
-İlk
2-3 yılda şekil budaması yapılarak şeklini almış ağaçlarda ilerleyen
yıllarda budama pek fazla yapılmaz.
-Şiddetli budamalarda ağaç zamk çıkarır ve gelişemez.Bu yüzden sonbaharda
ilaçlama öncesi yapraklar dökülmeden önce kuru dalların ve üst üste gelen
gereksiz dalların ayıklanması en uygun budama şeklidir.
-Budamadan sonra yara yerleri mutlaka aşı macunu ile kapatılmalıdır.Budama
yapılırken tırnak bırakmadan dipten kesmeye dikkat edilmelidir.
Sulama
-Toprak yapısına,yağış durumuna göre değişmekle beraber yaz içerisinde
Malatya bölgesinde 3-5 defa sulama yapılmalıdır.Bu sulamaların zamanları;
-
Birinci sulama çağala devresinde,
-
İkinci sulama hasattan 15 gün önce,
-
Üçüncü sulama hasattan hemen sonra,
-
Dördüncü sulama Ağustos ayında,
-
Beşinci sulama Eylül ayında yapılmalıdır.
-Ağacın sağlığı için suyun ağaç gövdesine değmemesine dikkat edilmelidir.
-Sulama sabahın erken saatlerinde veya akşam,gece yapılmalıdır.
-Suyun
dengesiz verilmesi meyvelerde çatlamalara,dökülmelere ve kalite bozukluğuna
yol açar.Ağır topraklarda suyun göllenip,zamklaşma ve kök çürüklüğü gibi
hastalıklara yo açmaması için sulama suyunun kontrollü verilmesi gereklidir.
-Ağacın kök boğazı çevresine 50 cm kadar yarıçaplı küçük bir çanak,ağaç tacı
izdüşümü genişliğinde ikinci bir çanak açılır ve su bu iki çanağın arasına
verilir.
Gübreleme
-En
uygun gübreleme toprak ve yaprak analizi sonucu elde edilen bilgilere göre
yapılan gübrelemedir.Bu nedenle 2-3 yılda bir toprak tahlili yapılmalıdır.
-2-3
yılda bir sonbahardadekara 2-3 ton yanmış çiftlik gübresi (Hayvan Gübresi)
verilmelidir. Çünkü hayvan gübresi toprağın havalanmasını,su tutmasını ve
topraktaki küçük canlıların faaliyetlerini olumlu yönde etkiler ve toprağın
verimliliğini artırır. Gübrenin yanmış olması özellikle gereklidir. Gübre
verildikten sonra toprağa karıştırılmalıdır.
-Ticari gübre kullanımı da yine analiz sonucuna göre eksik bitki besin
maddelerinin karşılanması amacıyla yapılmalıdır.
-Azotlu gübre kullanımında kullanılacak gübre miktarının yarısı Şubat-Mart
aylarında,diğer yarısı da Mayıs-Haziran aylarında verilmeli,kullanılan gübre
tırmık veya çapa ile toprağa hafifçe karıştırılmalıdır.
-Fosforlu gübreler erken ilkbahar veya sonbaharda verilmeli,ağaç taç
izdüşümündeki daire çevresine 15-20 cm. derinlikte ve 15-20 cm. genişliğinde
açılacak hendeğe verilmeli ve üzeri kapatılmalıdır.
Malatya’da En Çok Yetiştirilen Bazı Kayısı Çeşitleri ve Özellikleri
Malatya’da üretilen kayısı çeşitlerinin başında Hacıhaliloğlu çeşidi gelir.
Malatya’da üretilen kayısının % 90’ına yakını bu çeşitten yapılmaktadır. Son
yıllarda Kabaaşı, Soğancı çeşitlerinin de yaygınlaştığı görülmektedir.
Ayrıca Hasanbey, Çöloğlu, Çataloğlu, Şekerpare, Yeğen, Hacıkız, Paşamişmişi
ve Turfanda diğer önemli Malatya kayısılarındandır. Bu çeşitlerden
Hacıhaliloğlu, Kabaaşı, Soğancı ve Çataloğlu kurutmalığa elverişli,
diğerleri ise sofralık çeşitlerdir. Kurutmalık çeşitleri diğerlerinden
ayıran en önemli özellik, kuru madde oranlarının yüksek oluşudur. Bu
çeşitlerde kurumadde oranı % 24-30 arasında değişmektedir. Diğerlerinde bu
oran genellikle % 18-20’ye çıkmaktadır.
Kurutmalık çeşitlerden Hacıhaliloğlu, Soğancı, Çataloğlu ve Kabaaşı orta
irilikte meyve oluşturmaktadır.
Kayısı çekirdeği kabuk ve içten meydana gelmiştir. Meyve ağırlığının %
12’sini oluşturur. Çekirdek içi bileşim olarak Glikozit, Amigdalin, Nişasta,
Yağ ve benzeri maddelerden meydana gelmiştir. Acı çekirdek ilaç ve kozmetik
sanayiinde; tatlı çekirdek ise gıda sanayiinde kullanılmaktadır. Çekirdek
içi (tohum) alındıktan sonra, geriye kalan kabuk yakacak olarak
kullanılmaktadır.
Kayısının Besin Değeri ve İnsan Sağlığına Yararları
Kayısı ihtiva organik ve anorganik maddeler vasıtasıyla insan sağlığına
olumlu etkilere sahip bir meyvedir. Kayısı yüksek miktarda şeker, nişasta,
protein, pektin, pektoz selüloz, organik maddeler, vitamin A.B.B2, C,E,P, PP,
Folik asit, az miktarda K20, C03, P205, CO, daha az miktarda Na20, Ca0, mg0,
Fe03, C1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve eseri miktarda Zn, A1 ve Cu
içermektedir. Kayısı minerallerden potasyum ve vitaminlerden B karoten
yönünden çok zengindir. Vitamin A vücudu ve organları saran epitel doku ve
gözün sağlığı, kemiklerin ve dişlerin gelişimi ile sağlığı, kemiklerin ve
dişlerin gelişimi ile sağlığı, endokrin bezlerinin çalışması için elzemdir.
200-250 gram kayısı diyeti yeteri kadar yağ içeriyorsa günlük vitamin A
tüketiminin 1/3’ünü karşılayabilir. Ayrıca kayısının sodyumca fakir,
potasyumca zengin oluşu bazı özel diyetlerin düzenlenmesinde yardımcı
olabilir. Sodyum ve potasyum vücut sıvılarının kozmatik basıncı ve asit baz
dengesi için gereklidir. Vücutta sodyum birikimi ödemlere yolaçar. Potasyum
yetersizliğinde glikojen yetersizliği görülür. Kayısı Sodyumun kısıtlanmış
diyetlerde mesela konjestif kalp yetmezliğinde, böbrek hastalıklarında, asit
toplanması gereken hepatit sirozda ve uzun süre kartikosteroit tedavi gören
kişilerde kolaylıkla kullanılabilir.
Kayısıdan
elde edilen ürünler
-
Minimal işlenmiş kayısı
-
Dondurulmuş kayısı
-
Kayısı konservesi, pulpu ve nektarı
-
Kayısı meşrubatları, kayısı pulp konsantresi
-
Kayısı jöle, reçel, marmelatı ve kreması
-
Yeşil kayısı turşusu ve kayısı pestili
-
Toz
ve kuru kayısı (çir, gün kurusu ve patik)
-
Kıyılmış ve doğranmış kuru kayısı ürünleri
-
Ekstruzyon kayısı mamulatı ve kayısı şekerlemeleri
-
Kayısı ekstraktı ve esansı
-
Kayısı pasta, kek, dondurma ve gofret türü mamulatı
Kayısı Hasadı, Kurutulması ve Pazarlaması
1. Hasat: Kayısı ağaçlarında en uygun hasat elle toplama şeklinde olup,
meyvelerin zarar görmemesi ve bir olgunlukta toplanmasını sağlar.
Silkeleyerek hasatta, ağaç altına branda serilse bile meyvelerin
zedelenmesini ve aynı olgunlukta toplanması sağlanamaz. Çırparak hasatta
yukarıda anılan zarara ilaveten dalların ve meyve gözlerinin büyük ölçüde
zarar görmesine yol açar. Son zamanlarda yurt dışından ithal edilerek
Malatya’da geliştirilen örümcek ağı görünümünde olan brandaya silkelemek
suretiyle meyvelerin zarar görmesinin önlenmesi yanında işgücü ve zaman
tasarrufu da sağlanmıştır.
2. Kurutma: Kuruma süresini kısaltmak, tabii rengi korumak, böceklenmeyi
önlemek ve muhafaza süresini artırmak gayesiyle yapılan kükürtleyerek
kurutma, toplam üretimin % 80’inden daha fazlasını oluşturmaktadır. Doğrudan
toprağa, betona ve bez sergilere serilerek tabii olarak kurutulan ürünler,
toplam üretimin yaklaşık % 10’unu oluşturmaktadır.
3. Pazarlama: Malatya nüfusunun % 60’ının geçim kaynağını oluşturan
kayısının % 95’i ihraç edilmekte olup, bu ülkelerin başında ABD ile Avrupa
başta gelmektedir. Dünyada üretilen kuru kayısının % 65-80’ini Malatya
kayısısı teşkil eder.
Kayısıcılığın Problemleri ve Islah Çalışmaları
Malatya kayısıcılığındaki sorunlar; Kültürel uygulamalar, teknolojik
imkanlar, muhafaza, pazarlama, nakliye ve ihracat alanında görülmektedir.
Yetiştiricilikte en önemli problem ilkbahar geç donlarıdır. Konunun en kesin
çözümü yapılacak ıslah çalışmalarıyla dona dayanıklı çeşitlerin elde
edilmesi olacaktır. Ayrıca kaliteli ve bol meyve elde etmek için sulama,
gübreleme vb. kültürel uygulamalara azami dikkat edilmesi gerekir.
Teknolojik problemler ise hasar sırasında meydana gelen zedelenmeler,
kükürtleme işleminin kontrolsüz şartlarda yapılması sebebiyle
standardizasyonun sağlanmaması sayılabilir. Bunun için kükürtleme ve kurutma
tekniklerinin geliştirilmesi gerekir. Kayısıların muhafazası, tasnifi,
ilenmesi, ambalajlanması, taşınması ve ihracatında da çok düzensizlikler
bulunmaktadır. Standardizasyona gerekli önemin verilmesinin yanı sıra reklam
geliştirme faaliyetleri ile kuru kayısı ihracatındaki dar boğazlar
aşılabilecektir.
MALATYA
TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ’NCE KAYISININ PAZARLAMA SORUNLARI KONUSUNDA YAPILAN
ÇALIŞMALAR
2002 Yılında yapılan çalışmalarla kayısının yaş olarak
pazarlanması, pazarlamadaki sorunlara büyük ölçüde çözüm olmuş, İhracatçı
Firmalarla olan diyaloglarla 2003 yılında daha fazla miktarda yaş kayısının
pazarlanmasıyla bu sorunun büyük ölçüde giderilmesi cihetine gidilmektedir.
Kuru kayısı ihracatında yaşanan en büyük problem ise kayısıdaki
kükürt oranının yüksekliği olup, bu konuda 2003 yılında yapılması
programlanan çalışmalar şunlardır;
-
Doğru Kükürtleme konusunda yayım çalışmaları,
-
Broşür – Afiş - Liflet hazırlanması ve üretim sezonundan önce çiftçilere
dağıtımının sağlanması,
-
Eğitici TV programlarının düzenlenmesi,
-
Kükürtleme konusunda Panel düzenlenmesi,
-
Pilot bölgeler belirlenerek, ihracatçılarında katılacağı üretici
toplantıları düzenlenmesi,
-
AB
normlarına uygun, düşük kükürtlü kuru kayısıların alıcılar tarafından
tercih edileceğinin ve daha yüksek fiyatla alınacağının ihracatçı
firmalarla beraber hazırlanacak deklarasyonlarla ilan edilmesi.
Daha fazla bilgi için Malatya İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerine
müracaat ediniz...
Telefon : (422) 323 5155 -
(422) 323 33 77
|