|
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günüdür |
|
YASAL HAKLARI BİLMEK NASIL BİR FAYDA SAĞLAR? KADIN VE ÇOCUK HAKLARI AÇISINDAN Hukuk sistemimiz ve yasalarımız, insanların kolayca anlayabileceği bir şekilde değil de, son derece karmaşık terimlerin kullanıldığı resmi bir dille yürümektedir. Bu da kendi yaşamımızı etkileyecek yasalar hakkında bilgi sahibi olmamamızın baş sebebidir. Bu durumdan en çok etkilenenler arasında ise kadınlar gelir. Çünkü kadınların erkeklere oranla, gazete, televizyon ve devlet kurumları gibi çeşitli haber kaynaklarına ulaşmaları daha zordur. Oysa bir kadının yasal hakkını bilmesi, kendi hayatının kendi iradesi altında olmasını kolaylaştıracaktır. Mesela, kocasından dayak yediği zaman korkup sinmesi yerine, bunun yasalarca cezalandırılacak bir suç olduğunu bilerek polis ya da savcılık gibi makamlara başvurarak bu şiddetin sona ermesini sağlayabilir.
Ayşe, babası işçi, annesi ev kadını olan 15 yaşında bir kızdır. Bir gün babası ona akşama kendisini istemek üzere görücü geleceğini söyler. Ayşe’nin evlenmek isteyip istemediğini bile sormayan babasına ne annesi ne kendi bir laf geçiremezler. Babası son sözü etmiştir. Ayşe istese de istemese de evlenecektir. Akşama eve daha önce Ayşe’nin hiç görmediği iki adamla bir kadın gelir. Onlar salonda konuşup muhabbet ederken babası Ayşe’den kahve yapmasını ister. Adamlardan genç olanı devamlı Ayşe’yi süzmektedir. Yaşlıca olan adam en sonunda “Allah’ın emri Peygamberin de kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz”der.Babasının “verdim gitti” demesiyle Ayşe’nin hiç tanımadığı bir adamla evlenecek olması kesinleşmiştir. Babası Ayşe’nin kayınvalidesiyle, kayınpederinin elini öpmesini
ister. Onların elini öptükten sonra kocası olacak adamında elini uzatmış
olduğunu görür. Daha bir saat öncesine kadar tanımadığı bu adamla
evlendireceği fikrine bile tahammül edemeyen Ayşe donakalır. Babası “ne
duruyorsun öpsene müstakbel kocanın elini” diye müdahale eder. Ayşe kıpırdayamaz bile. Daha fazla dayanamaz ve ağlamaya başlar. Babasına dönerek “Ben evlenmek istemiyorum, beni zorla evlendiremezsin” der. Baba büyük bir hiddetle yerinden kalkar ve Ayşe’ye bir tokat atar. Müstakbel dünürlere de dönerek “siz hiç merak etmeyin biraz naz yapıyor, ben onu en sonunda razı ederim.”der. Hazırlıklar büyük bir hızla başlar, Ayşe kaynanasının evinde yaşayacaktır. Evde Ayşe için bir oda hazırlanır. Bu süre içinde de Ayşe durmadan ağlamakta, yemek yememekte, uyku uyumamaktadır. En sonunda çareyi karakola gitmekte bulur.Durumu Komisere anlatır. Komiser Ayşe’yi de yanına alır, birlikte savcılığa giderler. Savcılık Ayşe’nin evlerinin adresini ister ve annesiyle babasını savcılığa getirip ifadelerini alır. Savcı hanım babayla konuşur ve kızlarını kendi rızası olmadan zorla evlendiremeyeceklerini anlatır. Babası ikna olmuştur, bir cahillik ettiğini kabul eder ve kızlarıyla birlikte evlerine dönerler. Eğer Ayşe karakola gitmekte gecikip evlendirilmiş olsaydı o zaman da aşağıdakileri yapma hakkına sahiptir. Evliliğin öngördüğü cinsel birleşme red edilebilir. Buna rağmen birleşme zor kullanılarak sağlanırsa, o zaman kendisine şiddet uygulanarak birleşme sağlandığı yolunda savcılığa şikayet edilebilir. Zorla evlendirildiği ifadesi ile Medeni Kanunun 116,117 veya 118. maddelerinden birine dayanarak evlilik feshedilebilir. Ancak bu fesih davası evlenmeden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Aksi halde zaman aşımına uğrar. Zorla Evlendirme Hususunda Bilinmesi Gereken Diğer Hususlar
Emine üç çocuk annesi, bir fabrikada çalışıp evinin geçimine yardımcı olmaya çalışan bir kadındır. Kocası Ali ise kumar ve içki alışkanlığı olan eve çok geç gelen ya da kimi zaman hiç gelmeyen, Emine’ye ve çocuklarına her şeyi bahane edip kötü davranan bir adamdır. Ali bu sinirli tutumunu abartmış ve karısına dayak atmaya ve her fırsatta çocuklarına da bağırmaya başlamıştır. Bunlara daha fazla dayanamayan Emine çareyi boşanmakta bulmuştur. Ancak kocası buna razı gelmemekte ve Emine’yi, ayrılmaya kalkarsa bir daha çocuklarını görmemekle tehdit etmektedir. Ancak Emine yıllardır süren bu eziyete daha fazla göz yumamaz. Bir iki kere annesinin evine gider. Ama Ali Emine’yi orada da bulur ve bir daha kumar oynamayacağına, içki içmeyeceğine, kısacası bütün kötü alışkanlıklarından vazgeçeceğine yemin ederek kandırır. Hiçbir şey değişmemiştir. Aksine Ali, kendisini sağa sola rezil ettiğini, bir daha böyle bir şey yapmaya kalkarsa onu geberteceğini söyler. Bütün bu baskılar devam ederken, bir gün Alinin yorgun argın fabrikadaki işinden gelmiş olan Emine’yi zorla cinsel ilişkiye zorlaması, ardından dövüp yataktan atması, bardağı taşıran son damla olur. Artık ne yapıp edip kocasından ayrılmalıdır. Uzun zamandır bunu düşündüğü için birkaç kuruş para biriktirmiştir. Çocuklarını da yanına alarak başka bir semtte bir eve taşınır. Bir avukat ile görüşür ve boşanma davası ile birlikte, manevi tazminat, çocukların velayeti ve çocukları için nafaka davası açar. Emine davayı kazanır. Çocuklarının velayetini de mahkeme ona vermiştir. Ayrıca Ali'den her ay çocukların bakımı için aldığı nafakayla hayat çok daha kolaydır. Bütün işkenceler, dayaklar, “Sen hiçbir işe yaramazsın” diye başlayan cümleler onun için tamamen bitmiştir ve bütün bunlara hakkını arayarak yasalar sayesinde kavuşmuştur.
10 yaşındaki Merve sıradan bir ailenin kızıdır. Okulda başarılı, neşeli ve arkadaş canlısı bir kız olmasına rağmen son zamanlarda pek konuşmamaya, çekingen davranmaya başlamıştır. Artık okulda da eskisi kadar başarılı değildir. Ayrıca geceleri uyuyamamaya ve altını ıslatmaya da başlamıştır. Çünkü Merve’nin amcası ona istemediği şeyler yaptırmaktadır. Merve’nin bu değişikliklerine, özellikle amcası geldiği zamanki sinirli tavırlarına annesi ve babası bir anlam veremezler. Merve’yse yaşadığı korkunç olayın sıkıntısını her an çekmekte ama korkusundan ve utancından bu durumu kimseye anlatamamaktadır. "Acaba amcamla ilgili olanları anneme anlatmalı mıyım?” diye düşünür. Merve bir gün annesi ile televizyon seyretmektedir. Televizyondaki sunucu cinsel istismarla ilgili bir olay anlatmaktadır ve olayla ilgili olarak da bir uzman çağrılmıştır. Sunucu uzmana “Aile İçi Cinsel İstismar”ın ne demek olduğunu sorar. Uzman da cinsel istismarın “aile içinden bir erkeğin (amca, dayı,
ağabey, baba ve başkaları) kendisinden yaşça küçük aileden bir kıza
yönelik cinsel davranışlar göstermesi” şeklinde açıklar. Merve
donakalmıştır. Uzman, “Bu cinsel istismar, rahatsız edici bakışlar,
kızın vücuduna dokunma, kıza zorla erkeklik organına dokundurma veya
öptürme, ırza geçme şeklinde olabilir” derken, Merve daha fazla dinlemez
ve ağlayarak odasına kaçar. Annesi durumu tahmin etmiştir. "Aman Allah’ım yoksa amcan da sana bunları mı yapıyor?" şeklinde bir şok yaşadıktan sonra hemen soğukkanlılığını koruyarak babasını uyandırır. Artık amcası geldiğinde Merve’nin neden öyle garip davrandığı, kat kat elbiseler giydiği anlaşılmıştır. Babasıyla birlikte artık korkmaması gerektiğini ve durumu anlatmasını söylerler. Önce konuşmakta zorlanan Merve sonunda amcasının, onu televizyondaki olayda anlatıldığı gibi taciz ettiğini anlatmayı başarır. Annesi ve babası durumdan dolayı çok üzülmüş ve utanmışlardır ama hemen karakola giderler. Çünkü utanması gereken biri varsa o da amcadır ve cezalandırılması gerekmektedir. Merve ifade verir ve bir sağlık uzmanı tarafından durum incelenir. Bütün bunların ardından amcanın suçluluğu kesinleşir ve onu tutuklarlar. Artık Merve’ye zarar veremeyecektir. Bu arada Merve ve ailesi, şiddet yaşamış kız ve kadınlara yardım eden bir danışma merkezine başvururlar. Oradaki gönüllü avukatlar ve aile içi cinsel istismarla ilgilenen psikologlar Merve’ye ve ailesine yardım ederler. Dava sonucunda amca 9 yıla mahkum edilir. Merve’de bir süre gördüğü psikolojik tedaviden sonra eski neşesine ve başarısına kavuşur. Anne ve babasına gelince, onlar da durumu en azından çok geç olmadan ortaya çıkardıkları için mutludurlar. Aile İçi Cinsel İstismar Konusunda Yasal HaklarTürk Ceza Kanunu’nda “Aile İçi Cinsel İstismar” ya da “Ensest” ile ilgili özel bir hüküm yoktur. Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun 417. maddesine göre, cinsel istismar olayının ırza geçmeye kadar gitmesi halinde cezanın yarısı kadar arttırılabileceğini belirtiyor. Ama bununda ispatlanması gerekir. İspatlamak için de psikolojik ve fiziksel etkilerin bir doktor veya bir uzman raporuyla belgelenmesi şarttır. Bundan sonra da, bu raporla polis ve savcılığa başvurulur. Kadına Karşı Aile İçi Şiddetin Yaygınlığı ve Nedenleri Erkek şiddeti, kuşkusuz kadının evlilikte ve evinde uğradığı en yaygın haksızlıktır. Kadınlar aile içinde çoğu kez bu kaba güce maruz kalıyor. Yapılan araştırmalar eğitim derecesi, sınıf, ırk gibi ayrımlar olmaksızın çoğu erkeğin birkaç kez, zaman zaman veya sistematik olarak bu gücü kullandığını gösteriyor. Erkek şiddeti, erkeğin kadına uyguladığı baskı, yıldırma boyun eğdirme amacı güden, erkek iktidarını evde ve hayatın bütününde sürdürmeye yarayan bir mekanizmadır. Oysa gerek fiziksel şiddet, gerek psikolojik şiddet hem erkeğin hem kadının yaşamlarına, ilişkilerine, işlerine, üretimlerine, çocuklarının ruh ve beden sağlığına, eğitimlerine ve tabii tüm toplumsal yapıya çok büyük zararlar verir, yaralar açar. Aile içi şiddetin, birbirini besleyen ve üreten çeşitli boyutları var. Bunların başlıcaları şu şekilde sıralanabilir.
Yapılan bir çalışmada konuşulan kadınların: Şiddete Karşı Yasal Haklarımız Nedir? |